8 Mart, Karanlığa Rağmen Baharın Habercisidir!
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; kadınların eşitlik, özgürlük, emek, beden ve yaşam hakkı için sürdürdüğü mücadelenin simgesidir. Bu mücadelenin neden vazgeçilmez olduğunu yeniden ve acı biçimde hatırlatan bir dünyada yaşıyoruz. Komşu coğrafyamızda otoriter rejimlerin kendi yurttaşlarına yönelik ölümcül baskıyı derinleştirdiği, ardından savaşların sivilleri, kadınları ve kız çocuklarını hedef aldığı bir karanlıkta 2026 yılına girdik. Ülkemizde de kadın cinayetlerinin, cinsel şiddetin, tacizin, yoksulluğun ve cezasızlığın artarak sürdüğü ağır bir toplumsal tabloyla her gün yeniden yüzleştik. Türkiye`de kadınlar, ekonomik krizden barınma güvencesizliğine, artan bakım yükünden kamusal alandaki güvensizliğe kadar çok katmanlı eşitsizliklerin ortasında yaşamlarını savunmaya çalışırken; şiddete karşı ses yükselten, tacize ve istismara karşı hakkını aradığı için hedef gösterilen; kendisi ve çocuğu için adalet arayan kadınlar dahi korunamamakta ve hayatını kaybetmekte, birçoğu yalnız bırakılmakta ve adalet mekanizmalarının ağır işleyişi içinde yıpratılmaktadır.
Kentlerimiz de bu eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin en açık biçimde hissedildiği mekânlardır. Niteliksiz ve güvencesiz barınma koşulları ve kamusal alanlar ve kamusal hizmetler, afetler ve yoksulluk karşısında derinleşen kırılganlıklar; kadınların yaşam hakkının yalnızca özel alanda değil, kentin bütününde tehdit altında olduğunu göstermektedir. Şehir plancıları olarak biliyoruz ki kadınların güvenliğini, eşit erişimini, emeğini ve yaşam hakkını esas almayan hiçbir planlama anlayışı kamusal yararı sağlayamaz; eşit ve özgür bir yaşamın yolu, kadın emeğini görünür kılan, bakım yükünü paylaşan, güvenliği ve erişilebilirliği kamusal sorumluluk haline getiren toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan bir kent ve toplum düzeninden geçer.
8 Mart, yalnızca karanlığın teşhir edildiği bir gün değil; kadın dayanışmasının büyüdüğü, sözün çoğaltıldığı, gücün hatırlandığı ve geleceğin yeniden kurulduğu bir mücadele günüdür. Bahar, unutuşun değil; direnişin, ısrarın ve yeniden filizlenen umudun adıdır. Çünkü umudu büyüten kadınlar yalnızca kendi hayatını değil, dokunduğu her yeri iyileştirir; yetiştirdiği nesillerle dünyayı daha adil ve daha güzel kılar. Kadın kendi gücünü kabul ettikçe, iyiliğini ve cesaretini çoğaltır; eşitlik ve hakkaniyet için yürüttüğü mücadeleden vazgeçmez. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi, tüm baskılara, savaşlara, şiddete ve sömürüye rağmen yaşamı savunmaya devam edecektir. Bu 8 Mart`ta bir kez daha söylüyoruz: kadınların örgütlü mücadelesi, barış içinde daha adil kentlerin, daha demokratik bir toplumun ve daha özgür bir geleceğin en güçlü güvencesidir.
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
Yaşasın kadınların örgütlü mücadelesi!